Sanatevi

WhatsApp Image 2017-10-21 at 16.54.05-2
IMG_0625
IMG_0620.JPG
IMG_1931

Haydar Durmuş, sanat hayatı boyunca emek vererek ortaya koyduğu eserlerini muhafaza etmek için uygun bir yere ihtiyaç duydu. Resimlerini uzunca bir süre kömürlük, ardiyelik ve merdiven boşluğu gibi koşulları uygun olmayan mahallerde saklamak zorunda kaldı. Nihayet inşası 2007 yılında tamamlanan Trabzon'un Arsin ilçesine bağlı Elmaalan Köyü'ndeki evi, bu ihtiyacına çözüm oldu. Eserlerinin tamamını bu üç katlı evin en üst katına taşıdı. Güneydoğu cephesine bakan balkonu ise atölye haline getirdi. Resimlerini gün ışığında yapan ressam için bu atölye, emeklilik yıllarında kendisini resime daha da bağlayacağı bir mekan oldu. Zamanla envanterindeki eserleri düzenleyip duvarlara asmaya başlayınca, evi kelimenin tam anlamıyla bir resim galerisi haline geldi. Resimler bir katın odalarına sığmayınca evin zemin katı da sergi salonlarına eklendi. Öte yandan ressam, arkadaşları ile resim değiş tokuşu yaparak koleksiyon oluşturmaya başladı. Kısa süre içinde koleksiyonundaki resim sayısı 100'ü, kendi resimlerinin sayısı ise 2000'i aştı. Haydar Durmuş, elindeki eserlerin herkes tarafından görülmesini arzu ettiğinden evini bir plastik sanatlar müzesi haline getirip Trabzon'un kültür mirasına eklemek arzusunu duymaktaydı. Bu amacını gerçekleştirmeye yönelik sayısız girişimlerde bulunduysa da maalesef umduğu somut desteği bulamadı. Kimi zaman maddiyat, kimi zaman da bürokratik prosedürler önüne engel olarak  çıktı. Emekli maaşı ile sanat adına elinden gelen herşeyi ortaya koyan ressam, büyük bir azimle atölyesinde resim yapmaya ve koleksiyonunu zenginleştirmeye devam etti. Nihayetinde ev bir müze haline gelmese de bir sanat evi olarak misyonuna devam etti. Haydar Durmuş'un 2500'ü aşkın kendi eseri ile koleksiyonundaki 100'ün üzerinde ressamın 200'e yakın yapıtına ev sahipliği yapan "Haydar Durmuş Sanatevi", Arsin'in Elmaalan Köyü'nde resim sanatına ilgi duyan misafirlerini ağırlamaya devam ediyor.

Kadir Şişginoğlu, 30.06.2011

İnsan eylemlerinin en soylu olanlarından biridir sanat. Uzun araştırmalar, düşünce süreçleri ve inatla yapılan deneyler, estetik duyarlığımızı okşayan yeni bir biçimle sonuçlandığında o artık bütün insanlığın ortak kültür ürünüdür. Bu ürün ilgi gördüğü ortamlarda, insanlığın belleğinde inanılmaz bir hızla yayılır, tarihin ötesine geçer. Bazen de tarihin karanlıklarında sessizce kaybolur. Kültür ve sanat adına harcanan her emek toplumun geleceği için değerlidir. Hızla akan zaman, yüksek emek ve yaratı değeri taşımayan, zamanın ötesine geçemeyecek zayıf ürünleri yok eder. “Zamanın oburluğu ile insanın aymazlığının birleşmesi” kültür varlıklarını bekleyen en büyük tehlikedir. Tarihin arşivi çok güçlü uygarlıkların göz kamaştıran eserleri ile doludur. Kültür ve sanat varlıklarının başlarına gelebilecek en kötü şey, ömürlerinin yaratıcılarının ömürleri ile sınırlı olmasıdır. Bu durum sanatçının sorumluluğunu bir kat daha artırmaktadır. Üretme, yaratma, paylaşma cesareti kadar geleceğe taşıyabilme sorumluluğunu da göstermek gereklidir. Eserini sergilemek, etkileşimini yaşamak sanatçıya yeni ürünlerin yaratımı için güç verir. Yaratmanın ve paylaşmanın hazzından beslenen sanatçı, sanat serüveninin bilinmeyen yollarında tutku ve mücadele ile geçen yıllarını birden geride bırakıverir. Geride bırakılanların toplanması, bir bütün oluşturulması, kültüre, sanata, sanatçıya verilen değerin göstergesidir. Yaşayan toplumun bireylerine, gelecek kuşaklara bilgi ve deneyimlerin aktarılması için bırakılan bu miras, kültürel süreklilik için çok önemlidir. Bu işlerin kurumsal olarak yapılabilirliğini sağlayan müzelerdir. Bu nedenle müzeler, “ortak kültür birikimlerinin vitrinleri” olarak tanımlanabilir. Müzelerde geçmişe yönelik damıtılmış emek vardır. Bu emek geçmişi biçimlendirdiği kadar, geleceği de yaratacak gücün mayasıdır. Müzeler izleyicilerde yarattıkları etkilenme ile geçmiş toplumların kültürünü, sanatını tanıma öğrenme isteğini artırırlar. Bir eserin orijinalini görmek, ona dokunmak, etrafında dolaşmak estetik algılarımızı zenginleştirir. Sanat eğitimi sürecinde sanat müzeleri yaratıcı buluş sürecini olumlu etkiler. Sanata, sanatçıya empati oluşturur. Sanatın gelişmesi, yaygınlaşması ve sanat ürünlerinin niteliğinin artması için sanat eserlerinin her türünün sergilendiği sanat müzelerine gereksinim vardır. Sanat kültürünün gelişmesi, ülke kültürünü evrensel kültür içinde ağırlıklı konuma getirir. Sanat müzelerinin artması, daha çok sanatçının daha çok ürün vermesi demektir. Kitlelerin daha çok sanat eserleri ile buluşması demektir. Ancak sanat müzelerini kurmak kolay bir iş değildir. Yüksek düzeyde sorumluluk, planlama ve maliyet gerektirir. Sanat müzelerinin kurulması için devlet kurumları, yerel yönetimler, sanatçı örgütlenmeleri ve sanatçılar sorumluluk üstlenmeli işbirliği yapmalıdır. Ülkemizde müzecilik ne yazık ki son yirmi yıla kadar çok önemsenen bir konu olmamıştır. Arkeoloji tabanlı Devlet müzelerimizin sadece sergilemeye dönük yüzü, toplumda müzelerin “eser tutukevi “ gibi algılanmasına neden olmuştur. Sanat müzeleri konusunda ise Cumhuriyetin ilk yıllarından başlayarak kurulan Devlet Resim Heykel Müzelerinin sayısı son derece sınırlıdır. Son yıllarda sanat müzeleri ile İlgili yerel yönetimlerin, üniversitelerin, özel sektörün, bireysel girişimcilerin çalışmaları sevindirici, gelecek için umut vericidir. Bazı sanatçılarımızın toplumsal sorumluluk adına, sanat müzesi oluşturma girişimleri sanat adına gurur duyacağımız ilk ürünlerini vermiştir. Trabzon’lu iki sanatçımızın sanat dünyasına armağan ettiği iki önemli müze, sanat müzeciliği ve özel müzecilik açısından her yönüyle söz edilmeye değer bir başarıdır. Baskı resim alanında Ülkemizin gururu Süleyman Saim Tekcan’ın IMOGASI (İstanbul Grafik Sanatlar Müzesi) ile, Türk resminin çağdaş ustalarından Mustafa Ayaz’ın MUSTAFA AYAZ PLASTİK SANATLAR MÜZESİ sadece iki ustamızın adını yaşatacağı kurum olmayacak, ülkemizin sanat kültürüne uzun yıllar katkı sağlayacak, sanatçıların kendilerini geliştirmelerine, yeni sanatçıların yetişmesine destek olacaktır. Bu iki müzenin kurumsal ağırlığı kadar olmasa bile Trabzon açısından taşıdığı anlam, bir sanatçının kırk yıllık emeğini değerlendirmesi, sanata ve sanatına duyduğu saygı, yaşadığı kentine ve ülkesinin insanına duyduğu vefa duygusunun yarattığı bir başka bireysel başarı öyküsünden de övgüyle söz etmemiz gerekir. Kırka yakın kişisel, çok sayıda karma sergiler…ödüller…koleksiyonlara seçilen eserleri ile Haydar DURMUŞ Trabzon’da yaşayan sanatçıların en üretkenidir diyebiliriz. Gazi Eğitim Enstitüsünün mirası olan ideal eğitimci kimliğini, sanatçı kimliği ile bütünleştirerek sayısız eserler vermiştir. Bir dönem Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okullarda resim-iş öğretmenliği görevinden sonra KTÜ Fatih Eğitim Fakültesi Resim Bölümüne atanmış ve oradan emekliye ayrılmıştır. Aynı zamanda Türk sanatı içinde ismini duyuran birçok genç sanatçının da öğretmenidir. Bulduğu her fırsatı, bulduğu her malzemeyi esere dönüştüren Trabzon’un mütevazi sanat bilgesi olmuştur. Haydar DURMUŞ’un “kırk yıllık birikimlerimi değerlendirdim” dediği yeni eseri gelecekte sadece Trabzon açısından değil Türk sanatı açısından da hakkettiği övgüyle anılacaktır. Haydar DURMUŞ, Arsin Elmaalan köyündeki üç katlı evinin iki katını müzeye dönüştürmüştür. Farklı kuşaklardan 100’e yakın sanatçının 130 kadar eserinden oluşan koleksiyonunu, resimleri gibi her santimetrekaresini kendisinin yaptığı müzede sergilemeye başlamıştır. Kuşkusuz yaşadıkça koleksiyonu zenginleşecektir. Koleksiyonunun büyük çoğunluğunu eser değişimi ile oluşturması üretkenliğini gösterirken, aynı zamanda kendisine duyulan saygının ve sevginin de kanıtıdır. O sevgi ile ürettiği eserlerini dostlarına, dönem arkadaşlarına, değer bulduğu sanatçılara ve yetiştirdiği öğrencilerine verirken onlarda kendilerini HAYDAR DURMUŞ SANAT MÜZESİ’nde temsil edecek eserlerini sunmuşlardır. Koleksiyonu incelediğimizde Türk sanatının çok önemli ustalarına rastlayabiliriz. Hayatta olmayan İki akademili , hocaların hocası Bedri Rahmi Eyüboğlu ve Refik Epikman onlardan ikisidir. Onun dışında Türk resminin yaşayan ustalarından Nevzat Akoral, Fikri Cantürk, Süleyman Saim Tekcan, Mustafa Ayaz, İsmail Avcı, Burhan Temel, Hasan Pekmezci. Sınıf arkadaşlarından Zafer Gençaydın, Adem Genç, Hüseyin Bilgin, Alaeddin Koçak, Atilla Atar, Umur Türker. Trabzonlu sanatçılardan Veysel Günay, Osman Akbay, Mustafa Salim Aktuğ, Adil Ocak, Osman Altuntaş’ın eserleri görülebilir. Aynı kuşaktan Basri Erdem, daha genç kuşaktan baskı eserleri ile Güler Akalan, Müjde Ayan koleksiyonda yer alan diğer sanatçılardır. Koleksiyonda bir kaç Rus ve Azeri kökenli sanatçının yanında Trabzon’da yaşamış ve yaşayan bir çok sanatçının isimlerini de görmek mümkündür. Bu kadar çok sanatçının eserlerini tamamen kendi özverisi ile, hiç kimseden destek almadan bir müze çatısı altında bir araya getirmek azımsanmayacak bir başarıdır. Yıllardan beri uğraş verilen, yerel ve genel yönetimlerin, Trabzon Sanat Kamuoyunun çok istekli desteklemediği için bir türlü kurulamayan Trabzon Sanat Müzesi söz konusu olduğunda, Haydar DURMUŞ Trabzon’un yapamadığını yapmıştır. Artık bir tabela Arsin’den Elmaalan Köyü HAYDAR DURMUŞ SANAT MÜZESİ'Nİ gösterecek, sanatseverler, sanat öğrencileri küçük de olsa çağdaş Türk resminin orijinal bir kesitini izleyeceklerdir. Bu çabası ve harcadığı emek için Haydar DURMUŞ ‘u yürekten kutlamamız gerekir. Bu müzenin yaşaması bütün Trabzon halkının, kurumların desteğine bağlıdır. Şimdilerde çoğunluğun farkına varmadığı, pek önemsemediği bu özel butik sanat müzesi Trabzon kültürüne çok önemli bir artı değer katmıştır. Onun için sanatseverlerin sahip çıkması gidip görmesi gerekir. Çünkü “ancak yaşayan müzeler insana ve kültüre katkı sağlayabilir, yaşatacak olan da yine insandır”.

Elmaalan Mahallesi, Arsin, Trabzon